Zamanı yitirdiğimizin farkında bile değiliz, hele ki çok genç olunca. İnsan ancak çok sevdiği birini ya da birilerini kaybedince değerini anlarmış. Ama bazen de sahip olduğunuzda da anlıyorsunuz. Biz dünyayı dolu dolu yaşamış (kendimize göre), hayattan zevk almasını bilen, yalnız çocukluktan hiç çıkamayan iki insanız. Ancak bizi biz yapan da bu olsa gerek. Bizi mutlu eden çok basit şeyler var. Ha! isteklerimiz yok mu? Var. Ama biraz hâyâl, biraz gerçek istediklerimiz.
Yaşadığımız ortamların cennet olmadığını biliyoruz hepimiz, ama biz çok önemli bir şeyin farkındayız; birbirimize ne kadar çok ihtiyacımızın olduğunu ve ne kadar çok sevdiğimizin. Çocukluğumuz birlikte geçti. Gençliğimizin de büyük bir kısmı arada ayrılıklar da olsa. En güzeli de birbirimize kızsak da, darılsak da, içimizdeki o muzip çocuk bizi bir arada tutuyor. Ve içimiz dışımız bir. Bazen tutamıyorum kendimi, herkese her şeyi söylemek istiyorum (çoğu zaman söylüyorum gerçi:) ve olan oluyor. Ama bir macera hayat bizim için sürekli değişen ve gelişen. Bir rûyadan ibâret bizim için ancak gerçekleştirmek yolunda.
Yine de ne olursa olsun, zor dönemeçlere rağmen hayatı çok seviyoruz.
Haklı & Haksız